Dünyada ve Türkiye’de endişe ve belirsizlik giderek topluma hakim olmaya başladı. Yeni otoriterleşme ve farklı bir demokrasi krizi ortaya çıkıyor ve demokrasi prestijli yönetim biçimi özelliğini kaybediyor.
Kapitalizm tarihsel sınırına dayandı; küresel borç 315 Trilyon Dolar; küresel hasılanın % 250’si. Sistem kendini yönetemiyor.
Güçlü otoriter liderlikleri yeniden inşa ediyorlar; Orta Doğu’ya da ‘Osmanlı Milletler Sistemi’ yönetim modelini öneriyorlar.
İnsanların yaşam alanları giderek daralıyor; edilgenleştiriliyor ve etkisizleştiriliyorlar.
İnsanlar, seçtikleri iktidarın otoriterleşmesine, yolsuzluğa bulaşmasına tepki göstermiyor, ilgisiz kalıyor; iradelerini kolay değiştirmiyor, demokrasi için mücadele etmiyorlar.
Tepki- öfke sokağa çıkıyor ancak parti değiştirmiyor.
Otoriterleşme karşısında demokrasi platformu oluşturan partilerin tabanları, inşa edilmeye çalışılan ortak heyecanı taşımıyor; demokrasi mücadelesine yeterince katılmıyor.
Bu tıkanıklığı aşabilmek için siyaset kurumu ya da demokrasi platformları, yenilikçi ve yaratıcı bir hikaye yazmalı ve halka anlatmalılar.
Topluma sürdürülebilir yeniden inşa dönemi; sürdürülebilir gelişen çağdaşlaşan ikinci yüz yıl proğramı ve yeni toplumsal sözleşme sunarak ve güven verici iyi planlanmış zaman dilimi içinde beklentiyi yükseltmek ve yönetmek gerekmektedir.
Bir büyük hikaye ile /‘Ne Ezen, Ne Ezilen; İnsanca Hakça Bir Düzen’ gibi/ Cumhuriyetin sosyal fabrikaları – İş yeri demokrasisi’ gibi/ seçmenin duyguları harekete geçirilmeli; iktidarı eleştiren- kızan- öfke duyan seçmene çıkış yolu gösterilerek güven duygusu verilmelidir.
Seçmen rasyonel mi, duygusal mı; psikolojisi tespit edilmeli ve popülist siyaset terkedilmelidir.
Toplumun umudu yükseltilip, tutkusu artırılarak; ‘Kazandıran Duygu’ öne çıkarılmalıdır.
Siyasetin en güçlü aktörü, güven- itibar-ortak payda ve inandırıcılıktır; ‘Güçlü Lider Güçlü Hikaye’ ile birleştirilebilirse başarıya ulaşılır.
Yöntem-iletişim önemli etkendir; ‘beraber isek birlikte yürüyebiliriz; yanımda ol birlikte yürüyelim’ yaklaşımını lider içselleştirebilir ve uygularsa başarıya ulaşım daha da kolaylaşır.
Türkiye, ‘ ev yapımı kriz’ yaşıyor. Alternatif olarak somut-net proğram önerisiyle toplumu ikna etmek ve güven vermek gerekir.
Demokrasi/ ekonomi ilişkisi ve adalet ekonomi ilişkisi; güven duyulan hukuk devleti ile ekonomi ilişkisi, makulü iflas etmiş, şaşırmış ve duygusunu kaybetmiş topluma adım adım anlatılmalıdır. Bu duygu ve verilerle toplum örümcek ağı gibi sarılmalıdır.
Olması gerekenin anlatımı her zaman güçlü etki bırakmayabilir. Çünkü toplum alışkanlıklarından hemen dönmemektedir. Hak edilmediği halde fırsatı değerlendirme/ Çocuğumu işe alırsan oyumu veririm; işi bana ver, ben sana oy verdim anlayışı kolay aşılamıyor. Net ve ikna edici örneklerle bir anlatım yolu tercih edilmelidir.
Hayatı kadınlar kuruyor ancak kadınlara hayatı yönetme hakkı verilmiyor.
Kadına ‘seni görüyoruz, üzerindeki yükü azaltacağız-alacağız denilmeli ve hayatta seçeneklerinin olduğu söylenerek; ekonomik ve toplumsal hayatta var edilmelidir.
Siyasetçinin davranışları siyasi değil; vicdani olmalıdır.
Avrupa solu ve Sovyet sisteminin çöküşü, Türk siyasetinde islamcı akımların öne çıkmasını sağladı.
Popülist baskıcı iktidarlar ancak ‘Tek sesli geniş koalisyonlu, yüksek katılımlı ve sandık güvenliğine odaklı’ bir muhalefetle değiştirilebilmektedir. Vasıflarını yitiren demokrasi ve demokratik toplum ancak bu şekilde yeniden inşa edilebilir.
