Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhuriyet Halk Partisi o kadar iç içedir ki, biri öksürürse diğeri nezle olur.
Türkiye Cumhuriyeti öngörülemez bir sürece girerse, Orta Doğu ve Yakın Asya ülkeleri ‘Bulutlanır’.
Bu nedenledir ki, her bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı ve Cumhuriyet Halk Partisi üyesi tarihsel sorumluluk altındadır. Tarihimize karşı sorumluluklarımız var…’Sorgulamak-Aklını kullanmak-Sosyal medya propagandası altında kalmamak’…
Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyet ve kurucusu Cumhuriyet Halk Partisi, yüz yılın en öngörülemez ve yıkıcı sorunlarını yaşamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, Fransız Devriminin, Sovyet Devriminin ve Kuran Dininin bir sentezidir. Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Fransız Devriminin öncülerini, Devrimin izlediği süreci okumuş ve incelemiş; Sovyet Devrimini yaşamış; Kuran Dinini ise döneminin en iyi bilenidir. Kuranı Türkçeye tercüme ettirmiş; Laiklik ilkesini anayasal güçle tahkim etmiş; din öğrenimi ve eğitimini Milli Eğitim Bakanlığına bağlamış; Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuş; akıl, bilim ve inancın/dinin çağdaş sentezini yapmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yurttaş temelli modern hukuk devleti normları/Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Cumhuriyetçilik, Devletçilik, Devrimcilik ilkelerine dayalı Anti Emperyalist Ulus Devlettir. Kurucu öncüsü Mustafa Kemal Atatürk’tür; İki büyük eserim dediği Cumhuriyet ve Cumhuriyet Halk Partisini Türk Gençliğine emanet etmiştir.
Ben 1985 den beri parti üyesiyim, girdiğim her seçimi kazandım. Aday olarak girdiğim ön seçimlerde, kongrelerde hiçbir üyeyi- delegeyi arayıp, ‘Bana Oy verin’ demedim. Bu davranış kibirden değil; Cumhuriyet Halk Partisinin üyesi ve delegesinin, seçmekle görevli olduğu, ilçe başkanı, il başkanı, belediye başkanı ve milletvekili adayının kim olması gerektiğini, adayda aranması gereken nitelikleri bilebilecek siyasal birikime sahip olduğuna olan inancımdandır. Cumhuriyet Halk Partisinin üyesi ve delegesine siyasi birikimine saygımdandır. Bu güne kadar hiç yanılmadım.
Kendime, siyasi birikimime de güvenirim, bu güne kadar kimsenin kariyer hesabının aracı olmadım; doğru bildiğimi, ilkelerime aykırı bulduğumu her koşulda ifade ettim. Bundan sonra da aynı yolu takip edeceğimden kimsenin kuşkusu olmasın.
Ancak, İtirafçı sanık Fatih Keleş, diğer sanık Sarp Yalçınkaya’ya, ‘’Gördüğün gibi parti işi tamam, parti artık bizde. Biz ne dersek, partide bundan sonra o olacak’. Gördün mü paranın gücünü; yüz yıllık Cumhuriyet Halk Partisini satın aldık’’. Sözü, Kurultayda oy kullanan bir kısım delegelerin ‘Ahlaka, Kamu Düzenine’ aykırı yöntemlerle, kendilerini delege seçen üyelerin iradelerine aykırı oy kullanmış olmaları en azından bu konuda şikayetlerin olması, soruşturma başlatılması, ceza ve hukuk davası açılması, 38. Kurultayın tüm sonuçlarıyla İptal edilmesi; bir şeylerin değiştiğini göstermektedir.
Orta Doğu’ya el atanlar, tek adam rejimini 25 yıldır destekleyenler belli ki, Cumhuriyet Halk Partisine de el uzatmışlar.
Deneyimsiz iyi niyetlileri ayrık tutup koruyarak, Pentagon yolcusu Fetö artıklarını, çıkarcı-kötü niyetlileri, hainleri Cumhuriyet Halk Partisinden uzaklaştırmak Atatürkçü-Kuvai Milliyecilerin vazgeçilmez tarihsel görevidir.
Kuvai Milliyeciler kuru gürültüye pabuç bırakmazlar; bunu en iyi emperyalist güç odakları ve onların yerli iş birlikçileri bilir.
