Orta Doğu serisini bu yazıyla şimdilik bitiriyorum; zaman zaman geri dönüp, Emperyalist dünyanın odaklandığı bu bölgede olup bitenleri bilginize sunacağım. Çünkü Orta Doğu huzura kavuşmadan, yakın Asya,  Doğu Avrupa ve yakın Batı Avrupa huzur bulamayacak. Bu tespiti yaptıktan sonra konumuza dönelim.

20. yüz yılın başlarından beri İngilizlerin büyük Yunanistan hayali; Amerikalıların büyük İsrail hayali adım adım gerçekleşiyor. Bu hayalleri, Türk Kurtuluş Savaşı kesintiye uğratmıştı ancak, adım adım ve derinden, tüm zafiyetleri ve konjoktürel gelişmeleri/ değişimleri değerlendirerek bu günlere geldiler.

Yunanlılar İzmir ve Aydın’ı/Ege’yi alamadılar ama Ege’de sahillerimize kadar geldiler ve GKRC ile neredeyse tek devlet oldular.

ABD destekli İsrail ise; Filistin, Lübnan, Golan Tepeleri, Suriye’nin güneyi, SDK  işbirliğiyle Irak ve İran bölgelerindeki Kürtler/Anadolu’nun güney ve doğu sınırlarına kadar genişledi-genişliyor.

Önceki yazılarımda da bahsettim, bütün olarak incelendiğinde görülecektir ki; Ortadoğu ülkeleri ve Osmanlı egemenliğinde olan Arap ülkeleri dinci/ Otoriter baskıcı yönetimleriyle halkla bütünleşemediler. Arap dünyasına büyük bir umutla parlayan BAAS Partisi, ilkelerini halkla bütünleştirip, koruyarak kurumsallaştıramadı.

Emperyalist güç odaklarının etki alanında Şah, Şeyh, Şıhların baskıcı/otoriter yönetimlerinde, dinci/mezhepçi şahıs ya da aile devletleri olarak bu günlere geldiler. Geldiler de ne oldu, emperyalist patronlarının ne karnı doyuyor ne de gözü. Bir bir hepsini parçaladı, parçalıyor. Ne devlet olarak ne de bölge olarak güvenceleri kalmadı. ABD/İsrail-İran savaşı bardağı taşıran son damla oldu.

İsrail, bu kez yine ABD’nin desteğiyle  Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum  Yönetimi  ile Askeri İşbirliği anlaşması yaptı. Anlaşma, Ortak Askeri tatbikatlar, özel harekat güçleri için ortak eğitimler ve elektronik harp gibi konuları kapsamaktadır.

ABD’nin Ege, Yunanistan ve Balkan ülkelerindeki onlarca askeri üssü de değerlendirildiğinde, kime karşı; niye sorularına bulunacak yanıtlar, dış politikamıza yöne verecektir. Son 10-15 yılda sınırlarımızdaki hareketlenmelerin bir nedeni olmalıdır; Rusya’ya karşı, ne var bunda denilmemelidir. O eşik çoktan aşıldı.

Hem bölge ve hem de Dünya barışı için tek çıkar yol, Ortadoğu ve Arap ülkelerinin sosyo-kültürel yakınlıkları da göz önünde bulundurularak; Atatürk’ün Cumhuriyetinin kurucu ilkeleri temel alınarak ve yol haritası da güncellenerek; laik, demokratik, insan haklarına saygılı, karşılıklı yarar ilkesine dayalı, antiemperyalist siyasal-sosyal-ekonomik topluluklar oluşturulmalıdır.

Devlet kurumları; İnsanı Mutlu Etmek, eşit, özgür ve bağımsız bireyin hukukunu korumak için görevlendirmeli; çıkar ve saltanat odaklı siyasetten uzaklaşılmalıdır…

By admin